10 Şubat 2009

006 Tanrının da işi zor

Az evvel gelen kutusuna düşen, bundan yaklaşık bir kaç saat önce de ortada olmayan "kırmızılı görüntü dosyası" hakkında henüz ne biliyor olabilir ki? Yine kapkara kahvesini içiyor. Bi kaç saniye ekrana bakıyor burnunun da içine girdiği fincanın üzerinden. Elektronik postayı hemen geri yönlendiriyor şu bir kaç cümleyi de yazarak:

"greenie olsun!"

***
Tam oraya, doğanın bilinçli olarak koyduğu ağaçları kesip ve yerine oyun sahaları(!) yaparak, tanrının da işine karışıyorlar artık. Oysa kıpkırmızı bir coğrafya, hem de tam tepesinden görüyorum ekranımda. Uzun ve vazgeçer bir aman çıkıyor benden: fincanın içine sokulmuş burnunu değiştiren birinden ne beklenir ki? Beğenmiyordu o güzelim kemeri. Şimdi ben onu beğenmiyorum. Yeşillik olsunmuş! Olsun.

07 Şubat 2009

005 Addendum

"Oyunu yanlış algıladığımın farklına vardım,
oyun, aslında kim olduğumuzu bulmakmış."


Az evvel içimdeki kara deliği büyüten "Zeitgeist (Zamanın Ruhu)" belgeselinin 2 bölümünü izledim. Hemen hatırlatayım iki belgeseli de http://www.zeitgeistmovie.com/ sitesinden indirmeniz mümkün. İlki herkesi bölmüştü. Ateistlerin sözcülüğünü yapan dökümanter bir belgesel olarak tanımlayanlar ve tanımlamayanlar olarak. Aslında kendi içimizde bile bizi bölmeyi başardı. Bu ilk belgesel (2007) din, para, ve korku üçgeni içerisinde kıstırılan toplumların nasıl yönlendirildiğini çok taktir ettiğim bir cüretle ortaya koyuyordu.

Zeitgeist Addendum (Ek) ise "para" üzerinden gerçekte ne oluyor meselesini yine aynı cüretle masaya yatırıyor. Varlığını sürdürebilmek için kıtlığa, borçlu kılmaya, savaşa ve yoksullara ihtiyacı olan para ve paraya dayalı sistemi, bir de bu ağızdan dinlemek kalbinizi sıkıştırıyor. İran'da Şah'ın iktidara getirilmesinden, Chavez'e darbe girişimine, bu düzeni korumak için yaratıldığı artık bilinen terörizme kadar ekonomik silahın, ne kadar acımasızca kullanıldığını izlemek çaresizliğimizi yüze vuruyor. Tam bu noktada Venüs Projesi devreye giriyor. Parayı ortadan kaldıran ütopik diyebileceğimiz bu yeni sistem kim ne derse desin bir umut yaratır gibi geliyor bana. Para yok, devlet yok, dolayısıyla polis yok, asker yok, herşey ücretsiz, dolayısıyla suç yok, hapisane yok ve benim için ilginci reklam da yok. Sonunda bizi kimliklerimizden arındıran canlandırma sahnesi dışında bu yok yok sinsilesi, gerçekleşse çok mutlu ederdi beni.

Bu arada belgeseller içerisinde kimi sahnelerini gördüğümüz, 1976 yapımı "Network" filmini de şiddetle öneririm.

İnternet üzerinden izlemek için
 
[Valid Atom 1.0] google-site-verification: googlee593ef71434b68c6.html